Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Tıp dünyasında son 150 yıldır anesaaai ile ameliyatlar yapılmaktadır Böylece ameliyatlar hasta için ağrısız ve hatırlanmayan işlemlerdir Tüm değişik yaş grubundaki ve tıbbi koşullardaki hastalar ameliyattan yarar görmelerini ağrı duymadan bu işlemi yaptırmalarına yani anesaaaiye borçludur Anesaaai Nedir? Anesaaai bilinç kaybı ile birlikte veya bilinç kaybı olmadan his ve duyumların [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Osteoartrit (kısaca OA) ya da dejeneratif eklem hastalığı, herhangi bir eklemin, üzerine yük binen yüzeyinin hasar gördüğü bir durumdur Bu durum eklemlerin normal, ağrısız, yumuşak hareketlerini bozar ve özellikle bacakta geliştiği zaman vücudun ağırlığını taşıma yeteneğini bozabilir Bu şekilde bir çok eklem etkilenebilir; ancak diz en sık etkilenen eklemlerimizdendir En [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Serebral Paralizi’nin (SP) literatürde bir çok tanımı vardır Ancak çok genel anlamıyla bir tanım yapacak olursak, doğum öncesi, doğum sırasında ya da doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu oluşan motor (ve bazı durumlarda mental) bozukluktur SP adale tonusunda bozukluk, anormal postür (duruş bozukluğu) ve bozuk hareket görünümüyle [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda işlevsel yetmezlik ve sakatlık yapan en önemli nedenlerden biri olarak tanınmaktadır Tüm dünyada nüfusun %70 ila %90′ının hayatlarının herhangi bir döneminde bel ağrısı geçirdikleri tespit edilmiştir Bel ağrısı bütün yaş guruplarında %20-30 arasında bir sıklık göstermekte ve ağrıya en çok 40-50 yaş grubunda rastlanmaktadır Bu sendrom [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Omurganın boyun bölümü 7 vertebra (omur) dan oluşur Omurilikten çıkan 8 sinir, hareket ve duyu ile ilgili iletileri (ağrı dahil) baş ile omuz, göğüs kafesi ve kollar arasında getirip götürür Kalp ile baş arasında kan taşıyan 4 ana atardamar da boyundan geçer Servikal omurgayı (boyun) oluşturan boyun omurları yukarıdan aşağıya [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Omurilik kafa tabanından kuyruk sokumuna kadar uzanır Omurga içerisinde parmak kalınlığında bir kanaldan geçer Baştan aşağıya sağ ve sol olmak üzere her iki vücut yarısının sinirlerinin verir Vücudun elek-trik sistemi olarak kabul edilebilir Vücuttan gelen uyaranlar sinirler aracılığı ile önce omuriliğe oradan beyne iletilir Bu anlamda omurilik bir ara istasyon-dur [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Nörolitik bloklar siniri tahrip etmeye dayanan bloklardır Genellikle kanser ağrılarında ve kaburga kırıklarında kullanılırlar Beyin ve omurilikten çıkan sinirler önce sağ sol olarak ikiye ayrılarak daha sonra alt dallarını vererek bütün vücuda dağılırlar Bu sinirler beyin ve omuril-iğe arızalı bölgelerden haber getirirler Genellikle bu haber ağrı biçiminde beyne yansır Her [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Ağrı kontrolünde girişimsel yöntemler özellikle son 20 yıl içerisinde önemli ölçüde gelişmiştir Görüntüleme ve elektronik sistemlerin geliştirilmesi ile bir-likte, geçmişte cerrahi olarak yapılan birçok tekniğin yerini girişimsel yöntem-ler almıştır Ağrı kontrolünde girişimsel yöntemler ancak eğitim görmüş hekimler tarafın-dan uygulanmalıdır Bu eğitimi veren bilim dalının adı algolojidir Girişimsel yöntemler başlıca iki [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Faset eklemler, omurgamızı oluşturan her omurun birbirine tutunmasını sağlayan, her omur kemiğinde sağda ve solda ikişer adet bulunan küçük eklemlerdir Omurgamızın hareketliliğinde büyük önemi olan bu eklemlerin yapısı yaşa, darbelere bağlı olarak bozula-bilir ve ciddi boyun, bel ağrılarına sebep olabilir “Faset Sendromu” faset hastalığı denen bu durumda uygulanan tedavi yöntemlerinden [...]
Yazısı 2011 Fizik Tedavi kategorisi altında | 8 Ara 2011

Vücudumuzun enzim sistemlerinde, karaciğer ve kemiklerde görev almaktadır Yetersizliği oldukça seyrek görülmekle birlikte zayıflık hissi, hızlı kalp atışı, nefes alma ve vücutta su toplanması gibi belirtiler gösterir Düşük kalorili diyetle beslenenlerde yada tüle ve damar yoluyla beslenenlerde molibdene olan gereksinim artar Günde 500 mikrogramın üzerinde alınmamalıdır Kandaki ürik asit düzeyi [...]